LOBİLER VE LOCALAR


Türk siyasi ve ekonomi tarihinin iki mihenk taşı benim için çok önemlidir.

Bunlardan ilki; Sayın Başbakan’ın İsviçre’nin Davos kasabasında ki “One mınute” çıkışı.İkincisi ise, Ak parti hükümetinin Uluslararası para fonu (IMF)’nun bağımlılığını sona erdirecek restidir.

 

Başbakan’ın, Davos’da gerçekleşen “Dünya Ekonomik Forumu”nda İsrail Cumhurbaşkanı  Peres’e yönelik “One minute” çıkışı sembolik görünsede, anlam itibariyle çok önemlidir.Dünya siyasetinde yönlendirici bir güce sahip olan siyonist İsrail, bu çıkışla ilk defa dünya kamuoyu önünde acze uğramıştır.Dünyanın şımarık çocuğu İsrail, ilk defa bir devlet Başkanı tarafından bu denli azarlanmıştır.Bu benim için, Türkiye’nin tüm emperyalist ülkelere karşı siyasi bağımsızlığını açıklamasının alenen  ilanıdır.Hatırlarmısınız bilmem, “One minute” çıkışından sonra ülkemizdeki medyanın büyük bir kısmında, yine aynı feryat aynı çığırtlkanlık vardı.”Dünyaya yön veren İsrail loca ve lobileri bunun bedelini bize fena ödetirler”diye.Ne oldu? Hiçbir şey olmadı.Hiç meraklanmayın olmayacak da..

 

İkinci önemli çıkış;Ak parti hükümetinin IMF’ ye çektiği ekonomik resttir.IMF,(Ulsulararası para fonu)Başı sıkışan dara düşen ülkelere fazile para veren kuruluş.Bizim amiyane tabirimizle “Uluslararası Tefecilik Kurumu”

 

Başınız sıkışır gider para istersiniz.”Tamam eyvallah” deyip,sonrasında size ölümü gösterip,sıtmaya razı eden kuruluş.Nedir bu ölümü gösterip sıtmaya razı etmek peki;

 

Şöyle ki;

 

IMF ana sözleşmesinde yer alan amaçlar,döviz kuru istikrarı,döviz kontrolleri,ithal ksıtlamalarının kaldırılması, gibi üç ana temelde odaklanmaktadır.

 

Şimdi size bir örnek vermek istiyorum.Bu örnek asıl amaçlarının ne olduğunu göstermek için yeter bize.Asıl amaç ana sözleşme muhteviyatı mı,yoksa Faiz lobilerinin çıkarları mı? Karar sizin.

 

2009 yılında yeni bir stand-by anlaşması için Türkiye’ye gelen IMF heyetinin, vereceği kredi için sunacağı şartları aşağıya sıralıyorum.     

                         

 Mükelleflerin harcamaların, vergisi ödenmiş gelirle yapıp yapmadığının kontrolünü amaçlayan ‘‘Nereden buldun’’ yasasının yeniden hayata geçirilmesi talebi

              -- Gelir İdaresi Başkanlığı’nın üst kurul haline getirilmesi talebi

              - 2009 yılı için ek tedbir paketinin hazırlanması talebi

              - Belediyelerin kaynaklarının azaltılması talebi

 

Bu şartlar, Bir ülkenin ekonomik yönden bağımsız olduğunun göstergesi olabilir mi sizce? Davulun senin boynunda,tokmağın IMF’in elinde olduğu bir müstemleke ekonomisi yaratmak değilde nedir bu?

 

İşte Türkiye Cumhuriyeti, belki de tarihinde ilk kez bu uluslar arası tefeci kuruluşlara rest çekerek ekonomik bağımsızlığını ilan etmiştir.Aynı fazici lobiler, o zaman da yine aynı ağıtları yakmamışlar mıydı? “IMF ile anlaşmazsak biteriz.İflas ederiz” şarkılarını koro halinde dinlememişmiydik o zaman?

 

Bir taraftan ekonomik ve siyasi yönden etkin “Masonik localar” diğer taraftan “Faizci lobiler”

 

Şimdi bu “Faizci lobiler” yine sahnedeler.”Efendim! Türkiye büyüyor ama ekonomi aşırı ısındı,Yok bilmem cari açık her an inflak edebilir”

 

Mübarek, ekonomi değil kalorifer kazanı.Her an patlayabilir.

 

Sebep ne?

 

Para ellerinde kalacak diye korkuyorlar.Sırt üstü yatarak, paradan para kazanmaya alışmışlar bir kere.Faizler artarsa, kalorifer kazanı sönecek onlara göre.Kendi ceplerindeki ateş sönecek,vatandaşın cebine ateş düşecek bu sefer.

 

Birde bu faiz lobilerinin kardeş kuruluşları var.”Kredi derecelendirme kuruluşları” Bunları ülkelerin ekonomik seyirlerine göre analizler yaparak, pozitif(+) veya negatif(-) notlar vererek risk seviyelerini belirler.Bu kuruluşlar o kadar laşkalaştılar ki,bizim internet sitelerindeki karanlık lobilerin hoyratça kulladığı (+) veya (-) beğenme laşkalığını bile geride bırakır oldular.

 

Yılardır bu kuruluşlar (Moody’s,Standard Poor’s vb.) Türkiye’nin notunu bir türlü "yatırım yapılabilir ülkeler" seviyesine getiremediler.Örneğin geçenlerde Standard Poor’s şirketi Türkiye’nin   “”BB” olan kredi notunu teyid etti.”Pozitif” olan görünümünün de değişmediğini açıkladı.

 

Sebep ne?

 

Sebep” Türkiye'nin 2009 yılında Gayri Safi Yurtiçi Hasılası'nın yüzde 2,3'ü olan cari işlemler açığının geçen yıl yüzde 6,6'ya çıktığı belirtilen açıklamada, "Zayıf dış rekabet edilebilirlik Türkiye'nin kredi notları üzerinde hala temel bir baskı olmaya devam ediyor" olarak açıklandı.

 

Hadi bu varsayımı doğru olarak kabul edelim.

 

Peki iflas etmiş bir ülke olan Yunanistan’ın notunun hala “B+” da olması da neyin nesi?

Peki ya borç miktarı 1.872 milyar dolar olan Fransa’nın,Borç miktarı 1.593 milyar dolar olan Almanya’nın,borç miktarı 2.267 milyar dolar olan İtalya’nın,krizin gövdesini oluşturan İspanya’nın kredi notlarının hala en yüksek not olan “AAA” seviyesinde olmasını nasıl açıklayacaksınız?

 

Oysa ki, Türkiye Kamu maliyesinde ki disiplinli yönetimiyle,”Yatırım yapılabilir ülkeler” seviyesinde ki notunu çoktan hak etti.

 

Borç batağına saplanan Portekiz’in notu,geçen hafta bu kuruluşlarca,”Türkiye seviyesine” indirilince,Avrupa Birliği’nde kıyamet koptu.Yıllardır, Türkiye’nin notu için ses çıkarmayıp avuçlarını ovan Avrupa Birliği,bugün Portekiz’in notunu indiren bu kuruluşların “Ciddiyetlerinin sorgulanması gerektiği” ni açıklayarak, niyetini belli etti. 

 

İşte Başbakan’nın dünyanın iki yüzlülüğüne öfkesi bundan.”One minute” çıkışları Avrupa parlementosunda yaptığı konuşmada ki ”Fransızsınız.Gerçekten de bize Fransız kalmışsınız” çıkışları bu yüzden.

 

Türkiye büyüyor.Türkiye gelişiyor.Türkiye hızla Dünya yıldızı olma yolunda ilerliyor.

 

Türkiye,Çin,Hindistan,Brezilya,Arjantin dünyanın yükselen yıldızları.     

 

Dünya, Türkiye’de ki büyümeyi  yakından takip ediyor.Tedirginlikleri ondan.Bakmayın Faiz lobilerinin çığırtkanlıklarına.

 

Yıllarca sömürdüler.Ümüğümüzü sıktılar.Kanımız emdiler.

 

Şimdi bedelini ödeyecekler.

 

Başbakan’ın öfkesini, kızgınlık zannetmeyin.

 

Oyunlarını bozuyor.

 

Bu lobilerin feveranları da ondan.. 

 

Hani bizde “öc alma” karşılığına gelen bir deyim vardır.

 

"Hayf alma”

 

Şimdi Başbakan hepimizin “hayfını” alıyor.

 

Başka bir şey değil..