Reklam
Reklam
Nihat GÖKSU

Nihat GÖKSU

GEL GÖRKİ

25 Mart 2010 - 00:00

GEL GÖR Kİ

Zamanın hissedilenler için ne kadar önemsiz olduğunu bu yazıyı yazarken daha iyi anlıyorum. Hiç tanımadığım Osman için sayfalar dolusu yazı yazabiliyorum ama gel gör ki; doğup büyüdüğüm,  ilk alfabeyi okuduğum, ilk okumayı söktüğüm, ilk kelimeleri defter sayfalarına döktüğüm, ilk aşkları, ilk sevdaları yaşadığım, en cehennem zamanlarda bile bize bu şehri sevdirecek kadar alıştığımız bu insanlara hiçbir şey yazamamak ne kadar acı.

 

İstanbul‘daki Hınıs’lıların buluşması kimine göre 14 Mart Hınıs Kurtuluşunu  Anma Gecesi. Kimi gecenin adı bu olmamalı dedi,  kimi olaya siyasi ideolojisini de katarak gecenin adı için kendi siyasi ideolojine yakın bir terim kullanılması gerektiğini söyledi. Eeee  tabi geceyi düzenleyen  Hınıs’ın 4 sitesi olunca, bu sitelerde çok doğaldır ki değişik düşüncelerde çıkıyor. Haklı olarak her kesin böyle bir hakkı olması çok doğal. "Oyunun kurallarını biz koyduk ne de olsa bizim oyunumuzdu oynanan"der yazar. Geceden sonra hepimiz kendi sitelerimizde gecenin analizini yaparken Cemalettin Bey ile o gecede tanıştık, samimiyetini sıcaklığını tüm güzelliği ile yazıya dökmüş.  Erol Bey geceyi resimlerle süsleyerek edebi yönü ile anlatmış. Bendeniz kendi sitemizde arzuladığımı kısa bir yazı ile anlattım. Sevgili Kadim geceye katılan sanatçılardan bahsetmiş. Hepimiz yüreğimizden geçenleri anlatmaya çalıştık. Yaşananlar ve yaşayacak olanlar hepimizin ortak arzusuydu.

 

 

Uzun yıllar sonra ilk defa bu kadar Hınıslı hemşerimizle bir araya geliyoruz. İzlediğim bir dizide uzun süre yurtta yaşayan bir kızın hikayesinin konu olduğu bir bölümde arkadaşının “ ya bak aileni gördün sevinmelisin.” Demesine karşılık kızın söylediği söz çok etkileyici idi. “eskiden ailem yoktu ama bir ailem olabileceği hayali vardı, onun hayali ile yaşardım. Keşke ailemi hiç görmeseydim ve içimdeki o hayali yok etmeseydim.”

 

Dünyanın her yerinde çok ortaklı şirketler var ve aynı dinde, aynı ırkta olmadıkları halde, ortaklığın temel amacı kar olduğu halde, en az 250 ortaklı şirketlerin çokça olduğunu biliyoruz. Ya biz? 150 kişinin birkaç saat bir araya gelme tahammülümüzün olmadığını o günden sonra gördüm. Duygularına düşüncelerine son derece inandığım bir abimizin  “ yaptığımız onun tabiriyle   üçlü  yarı toplantıda bize siz memlekette iken Hınıs’a köyden bakardınız şimdi ise  İstanbul’dan  bakıyorsunuz. Hınıs’ın iç dinamiğini en iyi bilenlerdenim”  demişti.

 

 

Dediği gibi Ataol Behramoğlu'nun;

“...Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var.
Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına.

Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır.
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana...”


 

 

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum