Reklam
Reklam
Türkiye Türkiye Olalı Böyle Zulüm Görmedi.
Nihat GÖKSU

Nihat GÖKSU

Türkiye Türkiye Olalı Böyle Zulüm Görmedi.

28 Ekim 2010 - 00:00

             Doğanın kanunudur, şüphesiz yaşlanmak. Ne yazık ki; kaçınılmaz bir gerçektir. Durumunun bu boyutuna hiç kimsenin bir şey dediği yok.  Ancak bizi ilgilendiren bu olayın  toplumsal boyutu. Defalarca kendi köşemde issizlikten bahsettim. Her seferinde issizliğin, Türkiye için bir şavaş kadar tehlikeli olduğunu söyledim. ama yanılmışım. Allah devletimize, milletimize zeval vermesin. Yediden yetmişe herkese iş var. Hatırlarsanız bir süre önce, bir çocuk sigorta furyası başladı Türkiye’de. ve millet olarak olayı o kadar abartmışız ki; 6 yaşındaki bir çocuğu inşaatta amele olarak gösterecek kadar abartmıştık bu durumu.

 

             Son günlerde yaşadığımız Erbakan olayı, bunu gölgede bırakacak bir olay. Kendi oğlumdan bilirim. 3,5 yaşında ayak işlerimize çoğu kez o bakıyor. Hatta, bakkala bile gittiği oluyor, eğer yolluğunu alırsa. Hadi 6 yaşındaki bir çocuğun inşaatta su işlerine baktığını düşünürsek,  bir şekilde kabullenilebilir mantıksızda olsa.  Milliyetçiliğin, diktatörlüğün ve faşizmin tırmandığı yıllardı. Yargısız infazların yaşandığı, hiç eksilmeyen ölüm burada idi. Gazeteler ölüm ve ayrılığı yazdı. Daha o yıllarda tanıdık bu dörtlüyü; Demirel,Ecevit,Türkeş ve Erbakan’ı. Çok gel-gitlerin yaşandığı dönemlerde hep onlar yönettiler bu ülkeyi. Ama bu kesmedi onları . 70li 80 li yaşlarda yine siyaset sahnelerinde gördük onları.  Yıllar önceki hırsı hiç geçmedi Demirel’in.  Önce başbakan oldu, sonra cumhurbaşkanı, kesmedi. Tekrar siyasete dönmek istemişsede başaramadı. Sonra Ecevit ömrünün sonuna kadar taki, bitap düşene kadar hiç vazgeçmedi. Çoğu kez meclise giderken kolundan tuttular düşmemesi için, çoğu kez bir çocuğun adımları ile aşındırdı meclis merdivenlerini Karaoğlan …

 

 

           Türkeş yıllarca kan gölüne çevirdi bu ülkeyi.  Hasta idi. Yatağında olması gerekirken o iktidara gelme hesaplarını yapıyordu evdeki hesap çarşıya uymadı, trajik bir şekilde öldü. Ölümü sonrası aile içinde yaşananlar hep hafızamıza kazıldı. Tam bunlardan kurtulduk derken önce kayıp trilyon  davasında hüküm giydi, hapse girecekti ki eski öğrencisi tarafından sağlık sorunları gerekçe gösterilerek hapse atılmadı. Biz hep onu tekerlekli sandalyede gördük o masum haliyle. Çoğu kez üzüldük. Dua ettik onu görürken, ölümün hayırlısını diledik yüce Mevla’dan. Ama dualarımız kabul olmadı, olsaydı böyle bir zulümü bir daha bize yaşatmazdı. Derken hayata inat edercesine çıktı siyaset meydanına. Hayata inat çırpınıyordu son sınavına hazırlanırken. Yanında Recai KUTAN, Şevket KAZAN, Oğuzhan AŞILTÜRK hepsi 70’i devirmiş dedeler. Beni asıl düşündüren ne biliyor musunuz? Türk milleti  duygusal bir millet, hep mahsum olan veya mahsum  görünenin yanında ola ki bunlara acırsa ve oy verse halimiz ne olur. Biz gördük, çocuklarımız görmesin diye bunlar çıktığında kanalı değiştiren ben, temennim o ki; benim yaşadığımı  çocuklarım yaşamasın.

 

            Şükürler olsun ki yıllar sonra hocam işe girdi  ama  bu yaştaki birinin  çalışması içimi acıttı. Hiç bir ülke vatandaşına bu zulmü yapmaz  ve hiçbir ülkede bu yaştaki bir adam çalıştırmak zorunda bırakılmaz. Bu Türkiye’nin bir ayıbı. Sakın utanma hocam;  seni bu hale getirenler utansın. Seni bu yaşta çalışmak zorunda bırakanlar utansın. Seni işe alırken, sağlık raporu istemeyen bu kokuşmuş sistem utansın. Bu ülkenin SSK müfettişleri utansın. Sırf sigorta parası az ödemek için emekli birini tercih eden bu sistem utansın. Ne çok günahını aldılar, bak hocam. Kimsenin ahı kimsede kalmaz. Ne hale geldi bu ülke her yerde. Seni arıyoruz, seni özlüyoruz.  Bu ülke sen olmadan yapamaz, bu ülkenin senin gibi bir mülayime ihtiyacı var. Ne o öyle yok one munite, yok meydan okumalar, yok Avrupa birliğine almıyorlarsa almasınlar diyen bir başbakan. Bize öyle kendine öz güveni olan bir başbakan değil; bize senin gibi tekerlekli sandalyeli bir başbakan lazım. Bak gör o zaman her şey yoluna girer. Bak o zamanlar belki ABD, belki AB, belki komsu ülkeler bize acırda bizi sömürmezler. Ne diyecekler biliyor musun hocam? “ Kendi haline bırakın, zaten Allah vurmuş, birde biz vurmayalım” diyecekler.

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum