Cemalettin GÜZELBABA

Cemalettin GÜZELBABA

GELECEĞE MEKTUP

19 Mayıs 2020 - 20:17

 Her birimizin aklında geleceğe yönelik hayallerimiz vardır.

     Yapmak istediklerimizi, yapmaya çalıştığımızı, yapmak isteyip de yapamadıklarımızı hep geleceğe taşır veya öteleriz. Yapılması gereken bir işimiz vardır aman sonra yaparım diyerek geleceğe atarız, Uzun süredir görmek istediğimiz bir arkadaşımız vardır nerdeyse yüzünü unutmaya başladığımız, geleceğe havale ederiz/Belki de o arkadaşımızı, dostumuzu insanlık doğasında bulunan malum şeyden dolayı bir daha da göremeyiz…vs.vs

        Bazende arkamızdaki şeye! Bakmadan önümüzü görmek isteriz, Bazılarımız ise Bugünü yaşamayı hiç sevmez, içinde bulunduğumuz ortamda ne yapabilir, nasıl faydalı olurumu bırakır Ya geçmişimizde yaşar!!!! Veya gelecekle yaşamaya çalışırız. Bunun ortası hiç olmaz, ortayı bulmayı bir türlü bulamayız. Hep aşırı uçlardayızdır. Ne olursan ol en iyisi ol, Ne yaparsan yap en iyisini yap... ya baş ol ya kıç!   Haliyle hep ya Baş ya da en sonda olunca koca pastanın ortası hep boş kalıyor. Aslında pastanın en tatlı yeri ortasıdır, biz fark etmediğimizden hiçbir zaman ortadaki lezzetin tadına varamayız….

       …İşin doğrusu orta alanın genişliğini bir bilebilsek, boş alanın farkına varıp topu sürebilsek Galatasaraylı Haci’nin Prakaziye attığı muz ortalar gibi rakibe bol gol atacağız da farkında değiliz.!  Hele bir de sosyal hayatımızda locada veya şeref tribününde otursak uuf! Bunun bir üst kertesi Tribünlerdeki çoğunluğun içinde oturmanın hazzına varmak….

            Nerden mi girdim konuya? Vallahi bende bilmiyorum aklıma geldi bodoslama daldım işte. Aslında size anlatacaklarımı konunun başlığında belirtmiştim. Mecazi anlamı dışında doğrudan doğruya geleceğe mektup!!!...

            Yıl 1986-87 yılları Çorumda Üniversitede okuyorum.  Yaşadığı yer dışana çıkmış her genç gibi memleket hasreti hele bir de bu hasret Hınıs olunca bambaşka içimde yanıp tutuşuyor. O günkü koşullarda gidip gelmek ne mümkün, zaten telefonda yok ankesörlü jetonla çalışan kabinler yeni icat edilmiş, biz de her ülkem vatandaşı gibi Jetonları delerek iple bağlayıp beleş konuşmanın yollarını arıyoruz. Bazen başarılı olsak da bazen ip kopunca Okulun önündeki tek ankesörlü telefonda bozulduğundan bütün öğrenciler mümasillerde dahil PTT’den gelip tamir ettikleri güne kadar bozanlara Sin Kaflı küfürler ediyoruz…

       ….Neyse efendime sana söylim: O yıllarda ekonomi de bozuk olduğundan hükümet para toplamak için her yola başvuruyor, her kılığa girip tabiri caizse kıldan tüyden para kazanmanın yolları araştırılıyor. Bunlardan biride PTT’ nin GELECEĞE MEKTUP /2000’e mektup projesi. Tabi o yıllarda 2000 li yıllar çoooook uzak. Tarihlerin karışacağı, bilgisayarların sıfırlanacağı Kıyametin kopacağı bile söyleniyor. Kim bilirdi ki yılların böyle çabuk geçeceğini, sadece görüntü ve şeklimizin değişip gönlümüzün hep 18’inde kalacağını… Konumuza gelelim PTT’nin projesi şöyle kendi kendine bir mektup yazıp, zarfın üstüne kendi isim ve memleketindeki adresini yazıp, o günkü değeriyle bayağı yüksek bir bedel ödeyip PTT ye veriyorsun 20 yıl sonra o günkü duygularını öğrenebiliyorsun. Tabi zarfın büyüklüğü senin elinde tartılıyor ne kadar ağırsa o kadar meblağ,; yani ne kadar para o kadar köfte meselesi… Bende o yılların Eğitime Edebiyata düşkün bıçkın delikanlısı olarak Çorum ve Samsundaki Üniversitelerde açtığım şiir sergilerindeki bütün dokümanlarımı, Daha Hınısta lise birinci sınıfta yazmaya başladığım kitap taslağımı, Hınıs la ilgili biriktirip gözüm gibi baktığım anılarımı günlerdeki duygularımı, aşklarımı döktürdüğüm 20 den fazla sayfalık mektubumu, o yıllarda çektiğim bütün resimlerimi, anılarımı, duygularımı, kısacası özümü koca bir torbaya koyup, üstüne üstlük gece fermuar fabrikasında çalışıp aylık geçimimi yaptığım parayı  bir ay aç kalmayı göze alarak PTT nin yolunu tuttum. O zaman PTT şubeleri bu iş için ayrı bir gişe bile açmışlar yani fermuar fabrikası gibi işleyip para basıyor. Torbayı uzatıp parayı yatırdıktan sonra 20 yıl sonraki hayaller içinde kaldığım Kredi yurtlar kurumuna döndüm.

        …sonra ne mi oldu? 2000 yılının üstüne bir yirmi yıl daha geçti hala beklemekteyim. Birkaç kez müracaat etmeme rağmen alındı makbuzunu da bulamadığımdan sonuç alamadım……Hayallerimi çaldın PTT, Yıllar içinde ahım tuttu P.T.T (Posta Telefon Telgraf) ın (T) leri ayrıldı( P) si de ayrılsın inşallah…..VESSELAM

YORUMLAR

  • 0 Yorum