Reklam
Reklam
Leğende Yıkanan Çocukların Latte sevgisi
Betül SANCAK

Betül SANCAK

Leğende Yıkanan Çocukların Latte sevgisi

21 Ekim 2021 - 08:30

 

Tek göz öğretmen odamızda öğle arası, sobaya odun atarken, ‘sobada kaynayan çayın lezzeti başka olur’ diye konu açıldı. Sonra klasik ‘ah, o eski günler’ sözü gelecekti ki ‘lütfen yoksulluğa güzelleme yapmayalım’ sesi yükseldi. Bu aralar sosyal mecralarda fazlasıyla denk geldiğim, ‘tek göz evlerde, leğende yıkandığımız, bir kuru ekmekle karnımızı doyurduğumuz güzel zamanlar övgüsünü nasıl buluyorsunuz?’ soruma farklı farklı cevaplar geldi. Bir arkadaşımız ‘o zamanlar bu durum yoksulluk olarak nitelendirilemez, nihayetinde hemen hemen herkes aynı durumdaydı’ dedi. Kendisine hak vermekle beraber, anlamlandıramadığım noktanın 21. yy’de sosyal medyaya beş dakika bakamazsa, taşikardi geçirecek insanların leğende yıkanma güzellemesi.

Bir süredir aklımda büyükbaş hayvancılık yapma fikri var, yerel halktan insanlarla fikir alışverişinde bulunduğumda aldığım cevaplar hayvancılığın çok zor olduğu ve zorluğuna dair kışın o soğukta, buz gibi ahıra inme konusunda hem fikir olmaları. Düşündüm; bu zorluk, bu insanların anne, babaları, büyük aileleri zamanında yok muydu? Kendi çocukluğumu hatırladım, babaannemin kimse uyanmadan sabah ezanıyla beraber ahıra indiği zamanları, ağzından hiç şikayet duymazdım çünkü yaşadığı zaman ona bugünün konforunu sağlamamıştı, insan bilmediğine özlem duymayınca, yaşadığından da şikayet etmiyor. Her dönem kendi zorluğu ve mücadelesiyle geçiyor ama insanoğlu işte rahata alışıyor ya da rahat kendine alıştırıyor. Dönelim leğen mevzusuna, bu güzellemeyi yapan insanların lüks kompakt sistemdeki duşa kabin deneyiminden sonra leğen güzellemeleri yalnızca sosyal medyada kalacak.
O zaman ben diyorum ki; özlem duyulan eskinin maddesel yoksulluğu değil, manevi zenginliği. İnsanların ruhları yozlaşırken, konfor alanları ehilleşiyor. İlişkilerin anlık yaşandığı, derinlikten yoksun diyalogların kurulduğu, bilgelik ihtiva eden cümlelere hasret kaldığımız bugünün dünyasını belki de elli yıl sonra özlemle anacağız. Yaşadığımız anın güzelliklerini görerek, yaşadığımız yeri güzelliğe çevirerek geçelim bu dünya kervanından.