İlçemizi her yönüyle görebileceğimiz yüksek bir yere çıkıp günlük olayları takip etmek, insanların gerçek yüzünü görebilmek mümkün olsaydı ve yanıma mutlaka birini almak gerekseydi ben yanımda feodal ailelerden olmayan birisinin olmasını isterdim.
Hınıs’ta feodal ailelerden olmayan birinin (hele ki yanında 3–5 adamı yoksa) geçimini sağlamak için yapacağı iş sayısı gerçekten kısıtlıdır. Ticaret desen zor, devlet dairesinde çalışmak ise hayal. Çobanlık desen para veren yok. Hadi ufkumu biraz açayım da birkaç arkadaşla ortaklaşa bir iş kurmayı denesem kimseye güvenmez. Peki, ne yapmalı hayatı nasıl devam ettirmeli.
Hınıs’ın ekonomik dengeleri var. Bu dengelerle onlardan habersiz oynanır mı? Bir işyeri açılacaksa o ailelerden birinin yapmadığı bir iş olsa güzel olur. Onun sattığı fiyattan aşağıya eşya satmak onlara yapılan en büyük kötülük olmaz mı? Haklı adam ülkede serbest piyasa ekonomisi var diye, şimdi bunu Hınıs’ta uygulamak olur mu?
Eee kimin umurunda kişilik, karakter gibi kavramlar. Bu toplumda gemisini yürüten kaptandır. Hem bak bu şekilde yapmayanlar terk etti gitti ilçeyi. Benim gidecek yerim ve imkânlarımda yok. En iyisi bu. Hınıs’ın geleceği beni ilgilendirmez. Nasıl olsa seçimlerde bu aileler revaçta oluyor. Her türlü nakit para onlarda bulunur. Allah için maddi yardımda da bulunuyorlar. Onlarla beraber hareket ederim. Kazanırlarsa; elbet bize de bir şeyler düşer. Hem o kadar da vahşi değiller ya. Belki de yanlış anlatılmıştır bana. Yapacağım bir şey yok denemeliyim ,olmazsa bir şekilde çeker giderim Hınıs’tan ne kaybedeceğim ki.Diye düşünür.
Şimdi birde feodal aileden olan birinin gözüyle bakalım Hınıs’a.
Yıllardır bizim üzerimizden feodal aile diye tutturup dışladılar bizi. Aslında sevmediler bizi ama sever gözüktüler.
Zamanı geldiğinde bizi kullanmasını iyi bildiler. Kavga ettiler bizler barıştırdık. İhtiyaçları oldu bizden aldılar.
Bizler değimliyiz İlçenin müdavimleri. Gitmek istesek gidemeyiz. Kalsak sevilmeyiz. Sizlerin ilçeden gitmek gibi bir avantajınız var. Gittiniz mi bitiyor dertler, ağalar, beyler, şeyhler. Kalanların yani bizlerin sorunlarına kimler eğilecek.
Bizler kavga edince bizleri kim barıştıracak. Bizler beş parasız kalınca bize kim yardım edecek. Nede olsa adımız çıkmış büyük aileye sizler gibi rahat bir şekilde kimseden isteyemeyiz de. Her gün kapımıza birisi gelir bir şeyler ister.Yok desek kimse inanmaz.
Geleneklere en sıkı bizler bağlıyızdır. Kültürünüzü, örf, adet ve geleneklerinizi canlı tutan bizleriz. Toplum işine geldiği zaman akil adam diye bizlerin büyüklerini seçer. Kendi sorunlarımız yetmezmiş gibi birde sizin sorunlarınızla uğraşmak asli görevimiz olmuştur.
Tabi bu kadar havası olan ailelerin içerisinden birileri de bunu kötü emelleri için kullanacaktır. Her ailede olduğu gibi. Sizlerde yanlış yapan olduğunda kabul görüp tüm topluma mal edilmiyor da bizde neden bu durum böyle olmuyor da tüm aileye mal edilir anlamak mümkün değil.
Sonuçta bizlere karşı her zaman önyargılı oldunuz. Zaten bu önyargılarınız sonucu ilçede bir bütünlük oluşmadı ya. Bizlere güvenmediniz ama sizlerde bu ilçe için bir şey yapamadınız. Sonrada dönüp tek neden sizlersiniz dediniz. Önyargılarınız sayesinde esas bu toplumda sıkıntılı yaşayan bizleriz.
İşin doğrusu ne biliyor musunuz? Aslında yıllarca bizler sizi, sizlerde bizleri kullandınız. Hep birbirimizden yakınıp durduk. Çoğu zaman İç dünyamızda sizin varlığınız bizi, bizim varlığımız sizi mutlu etti. Hınıs ne sizin nede bizim umurumuzda oldu. Menfaatlerimiz her zaman her şeyin üzerinde oldu. Bu sayede kaybeden ilçemiz oldu.




