Temiz zamanlar, insanın gerçek yüzünü saklamasını kolaylaştırır. Gökyüzü açıkken herkes aydınlıktan söz eder; rüzgâr dinmişken herkes huzuru sever. Fakat bazı insanlar vardır ki, en berrak sulara bile çamur taşımaktan vazgeçmez.
İyi zamanın kötü insanı, karanlığı geceden değil, kendi yüreğinden getirir.
Gülümseyen yüzlerin arasına sessizce kuşku bırakır, dostlukların arasına görünmez duvarlar örer. O, kötülüğü öfkeyle değil, çoğu zaman sıradanlık gibi göstererek yayar.
Oysa iyilik, gürültü çıkarmaz. Bir ağacın gölge vermesi, bir nehrin sessizce akması gibi doğal ve gösterişsizdir. Kötülük ise daima kendini ispat etme telaşındadır; kırarak, inciterek, kirleterek var olmaya çalışır.
İnsan, yaşadığı çağın değil, vicdanının eseridir. Zaman temiz olabilir; ama vicdan kirlenmişse hiçbir mevsim insanı arındıramaz. Çünkü asıl karanlık, güneşin batması değil; kalbin ışığını kaybetmesidir.
Ve gün gelir, herkes yaptıklarıyla anılır. Kimi ardında dua bırakarak, kimi derin bir sessizlik... Temiz zamanların kötü insanı ise, en çok kendi gölgesinden kaçan kişidir. Çünkü vicdan, insanın peşini hiçbir zaman bırakmayan tek hakikattir.
İyi zamanın kötü insanı; karakter, huy, yaşam gibi birçok şeylerin kalitesinden uzaktır.
Kişiliğinin çok kaliteli ve vazgeçilmez olduğunu düşünür ve topluma kendisini böyle tanıtmaya çalışandır. Bir başkasının kazancını, faaliyetini kendisi yapmış gibi, ben yaptım, ben ettim, ben kazandım gibi yalan dolan sözlerle kendisini farklı biriymiş gibi göstererek içindeki tatmin edemediği egosunu bu şekilde tatmin etmeye çalışandır.
Böylesi bir zaman diliminde bu türden insanlar maalesef çoğunluktadır. Belki en yakınımız, belki yakınımızdan da yakın olanlar. Evinizin anahtarını verirsiniz eviniz elinizden gider, iş yerinizin anahtarını verirsiniz iş yeriniz elinizden gider, Kendisine emanetinizi koruması için verirsiniz, emanet ettiğiniz her neyse bir daha geri vermez. Yıllarca emek verirsiniz, çalışır didinirsiniz, emeğinize göz diker ya yok eder, ya da bin bir türlü yalan fırıldakla emeğinize el koymaktan çekinmez(ler)
Böylesi bir kişiliğe sahip olanlara ne kadar güvenilir?
Böylesi bencil insanlara ne emanet edilir?
Elbette her şeyin bir cevabı vardır, her şeyin bir çözümü vardır. Ama çözümsüz olan, bu tür hastalıklı insanlar çevrelerine büyük zararlar vermeleridir.
Bundan ötürü…
Kimi memleketine sırtını döner uzaklara gider her şeyi Allah´a havale eder gider.
Kimi el alem ne der düşüncesiyle bu tür olumsuzlukları sineye çeker gider.
Dünya hayatı sürgün gibidir ama Ahiret hayatı gerçek ve ebedidir.
Orda hesap soranın kendisi şahittir kendisi hakimdir. O hakim şüphesiz hakkı hak eder.
Orda ağlamanın bir yararı olmaz, ne diyeyim






